Bugün günlerden 29 Ekim… Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. 96 yıldır süren bu bayramın ve mutluluğun içinde yer alıyor olmak hepimiz için muhteşem bir duygu. Yüzyıllardan bu yana süregelmiş eğitim-öğretim hayatımıza 96 yıldır çok daha rahat, kız-erkek ayırmaksızın devam ediyoruz. Bu kutlu yolda nice çocuğumuzun ömrüne dokunmayı, geleceklerine bilgiyle, iyiliklerle, güzelliklerle dolu bir imza atmayı hedefliyoruz. Eğitim camiamızda sayılamayacak kadar çok öğretmenimiz farklılıklarını ortaya koyan çok özenli çalışmalar yapmakta. Yüksek lisans öğretmenim Doç. Dr. Gülcan Çetin de bizden sadece kimsenin yapmadığı bir tez çalışması isteyerek bu anlamda ufkumuzu genişletmişti. Günümüzde fark yaratan öğretmen kavramı giderek ön plana çıkmakta. Bu nedenle, bizden sonraki öğrencilerinden istediği tez çalışmalarında da “Herkes öğretmen olabilir. Sen fark yaratan öğretmen olmak için ne yapabilirsin?” diyerek bu konunun önemine dikkat çekmek istemişti. Birkaç sene önce öğretmenimi ziyarete gittiğimde, kendisiyle, yeni öğrencileriyle ve üniversitemizin diğer değerli öğretim üyeleriyle görüşme şansım oldu. Geleceğin harika öğretmenleri ileride aramıza katılmak, projeleriyle birçok öğrencinin ömrüne imza atmak için can atıyor. Ne dedik başlıkta, BİR SEVDADIR ÖĞRETMEN OLMAK!
“Öğretmenliği bir sevda haline getiren en önemli faktör nedir?” demeyeceğim. Çünkü biz bir bütün olmadan sevda olmuyor. Klasik bir benzetme, üç ayaklı iskemle… Birimiz olmadan diğerimiz olmaz. Olsak da ayakta kalamayacağımız aşikâr.
İlk kez tanıştığımızda öğrencilerin gözlerinde derin merak içeren bakışlar görürüz. Öğrencilerime tek tek “Adın ne?”, “Annen-baban ne iş yapıyor?” gibi sorular sormam. Kendimden, dersimden, hayat felsefemden biraz bahsederek onlara dağıttığım küçük kağıtlara (geri dönüşüm kağıtları tabi ki, zira ağaçlarımız da çocuklarımızın emanetidir) ders başarısını, paylaşmak istediği özel bir durum varsa o durumu, ilk izlenim olarak benimle ilgili olumlu ya da olumsuz düşüncelerini (saygı çerçevesinde) belirtmelerini isterim. Bazı öğrenciler yazdıklarını başta isimsiz olarak teslim etseler de, aramızda güven inşa edildikçe adlarını belirtmeye başlarlar. Bu tanışma derslerinde, tahmin edemeyeceğiniz kadar çeşitli hikayeler çıkıyor ortaya. Gelecekteki blog yazılarımda da bunlarla ilgili hikayelerden, kurduğumuz iletişimden ve sonuçlarından bahsedeceğim.
Çocuklarımızın davranışlarına çoğu zaman anlam veremiyoruz. Bu yazılar belki de çocuğumuzla aramızda bir iletişim köprüsü olacak. Birlikte ilk adım olarak onlarla aramızda güven inşa etmeye çalışacağız. Değerli velilerimiz ile iş birliği içerisinde çocuklarımızı hayata beraber hazırlayacağız. Bu da karşılıklı saygı ve iletişim ile olacak. Birçoğumuz günlük hayatın yoğunluğunda kaybolup gidiyoruz. Ancak ilk şartımız birbirimize zaman ayırmak ve bu zaman zarfında etkili iletişim kurabilmek.
Değerli okuyucular size ilk ödevim ‘’Etkili iletişim nedir? Etkili iletişim yöntemleri nelerdir?’’ bunları araştırmanız. Zamanla fark yaratan siz değerli veliler olacak ve pırıl pırıl gençlerimizin geleceklerinin inşasında çok daha başarılı adımlar atacaksınız.
Öğretmek kadar öğrenmenin de sürekli olması gerekir. Siz değerli velilerimizin, ülkemizin ve dünyanın gelişiminde başarıyı arttırmak için özveriyle çalışan, özellikle eğitim-öğretime kendimi adamış olan siz değerli okurlarımın tecrübelerinden yararlanmak isterim. Önerilerinizi benimle paylaşabilirsiniz. Hepimiz öğrendiğimiz kadar öğretiriz. Bu nedenle tüm öğrenen ve öğretenler adına tekrar “BİR SEVDADIR ÖĞRETMEN OLMAK” diyerek yazımı bitiriyorum.
Hoşçakalın, dostça kalın.
Widget not in any sidebars